Yaralı Serçe Hikayesi – Hayvanlara Şefkatli ve Merhametli Olmak

Yaralı Serçe Hikayesi – Hayvanlara Şefkatli ve Merhametli Olmak

Deniz kenarında bulunan küçük bir köy vardı. Bu köyün girişinde şirin bir ev vardı. Bu evde yaşayan Azra Begüm ve Yusuf Ali adında bir erkek ve bir kızı kardeş vardı. Bu iki kardeş anne ve babalarıyla birlikte bu şirin evde yaşarlardı. Ancak bu iki kardeşin huyları hiç birbirine benzemezdi. Yusuf Ali hiç kitap okumayı sevmez, vaktini televizyon başında, bilgisayar başında geçirirdi.

Azra Begüm ise ondan çok farklıydı. O bazen oyun oynar, bazende kitap okurdu. Azra Begüm kitapları çok severdi. Her hafta mutlaka halk kütüphanesine gider oradan okumak için kitaplar alırdı.
Bir gün kitap almaya iki kardeş beraber gittiler. Giderken yol üstünde bulunan parka uğradılar. Yusuf Ali için gezmek, dolaşmak, oyun oynamak düğün bayramdı. Sapanını da yanına almıştı. Park çimen ve çiçeklerle donatılmış çok bakımlı bir parktı. Ağaçlarda kuşlar cıvıl cıvıl ötüyordu. Ancak kuşlar sapan taşıyan çocuklardan çok korkarlardı. Onları görünce ötüşmeyi bırakırlardı. Azra Begüm parkta oyun oynuyordu. Yusuf Ali parka gitmişti ancak parkta oyun oynamıyordu. Eline sapanını almış kuşların peşinden gidiyordu. Yusuf Ali etrafına bakınmaya başlamış ve kuş arıyordu. Ağaçların birinde, bir serçe gördü. Hemen sapanıyla nişan aldı ve sapanındaki taşı Serçe’ye doğru fırlattı. Serçe’yi vurmuştu. Zavallı Serçe hemencecik yere düştü. Yusuf Ali koşarak kuşun yanına geldi. Tüm bu olanları parktan gören Azra Begüm’de hemen Yusuf Ali ve kuşun yanına geldi.

Yusuf Ali’den önce Azra Begüm kuşu eline aldı ve Yusuf Ali’ye kızarak:
– Ne istedin zavallı kuştan, eline geçen ne oldu.
Zavallı serçe kanadından vurulmuş, kanadı kırılmıştı. Azra begüm elindeki yaralı kuşla eve koştu.
Annesinden yardım alarak zavallı serçenin kanadını sardı ve bir kutunun içine koydu. İyileşmesi için ona bakıyor, yemeğini, suyunu veriyordu. Serçe Azra Begüm’ü çok sevmişti.
Yusuf Ali ise yaptığından utanmış ve üzülmeye başlamıştı. Günlerce kendini suçlayarak ve üzgün dolaştı, yaptığı yanlışını farkına varmıştı. Bir kere değil bin kere pişman olmuştu.
Aradan 10 gün kadar geçmişti. Artık yaralı serçenin kanadı iyileşmiş hatta evin içinde uçma denemeleri bile yapıyordu. Serçe sürekli Azra Begüm’ün yanına geliyor, onun eline omuzuna konuyor, adeta ona teşekkür ediyordu. Bir kaç gün böyle geçti. Artık Serçe tam iyileşmişti. Azra Begüm onun tam iyileştiğini ve artık onun dışarıya yuvasına dönmesi gerektiğini düşündü. Annesi, babası ve kardeşi Yusuf Ali ile birlikte evin penceresini açarak Serçeyi dışarı bıraktılar.
Serçecik cam dam dışarı uçup gitmişti. Azra Begüm ise kuşun arkasından bakıyordu. Serçe uçtu uçtu ve sonra gözden kayboldu. Bütün olan biteni izleyen Yusuf Ali ise yaptığından çok pişmandı. Bir daha hiç bir kuşu vurmayacaktı.

Evet arkadaşlar, her canlı bizim için değerlidir. Neden biliyor musunuz?
Çünkü yeryüzünde ne kadar canlı varsa yaratıcısı Allah’tır. Allah merhametlilerin en merhametlisidir. Yani biz bütün canlıları yaratandan ötürü severiz. O halde bütün canlılara yüce Allah’ın bize vermiş olduğu o merhamet duygusu ile yaklaşmalı ve her birini ayrı ayrı sevip korumalıyız. Özellikle de hayvanların canını açıtmamalı, aksine zorda kaldılarsa, üşüdülerse veya aç kalmışlarsa, onlara mutlaka yardım etmeliyiz. Biz onlara yardım edelim ki onlar da bize dua etsinler.
Eğer biz iyilik yaparsak yüce Allah bizlere daha büyük iyilikler bahşeder.
Yaralı Serçe Hikayemiz burada bitti. Bir sonraki hikayemizde görüşmek üzere…

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir