Rapunzel

Rapunzel Prenses Masalı

Merhaba, Öncelikle size iyi uykular dilerim. Benim adım Ali, Şimdi size Dünyaca ünlü bir masal, Rapunzel‘in hikayesini anlatacağım.

Çok uzun yıllar önce, Buralardan çok uzakta olan bir ülkede bir karı koca varmış. Bunların henüz çocukları yokmuş. Ama bir çocuk sahibi olmayı da çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman Kadın bir gün hamile olduğunu anlamış. Bunu kocasına söylemiş. Adam ve eşi çocuklarının olacağına çok sevinmişler. Günler birbirini kovalar olmuş. Adam işe çalışmaya gidiyor. Kadın da evde ev işleri ile uğraşıyormuş. Ev işlerini bitirdikten yemeğini yapar ve  sonra salonun penceresine oturur ve kocasının gelmesini beklermiş.

Evlerinin karşısında bahçesinde her türlü meyvenin, sebzenin ve  rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir bahçeli ev varmış. Buranın sahibi bahçenin her tarafını duvarlar ile çevirmiş ve kimsenin buraya girmesine izin vermezmiş. Kadın pencerede otururken gözüne bahçede bulunan marullar takılmış. Bir anda da canı o marullardan yemek istemiş. Bu sırada da kocası işten gelmiş. Yemeği hazırlamışlar yemek yemişler oturmuşlar konuşmuşlar ancak. Kadın marulları aklından çıkartamamış. Gece uyumuş marullar rüyasına girmiş. Günler geçmiş kadın hala marulları unutamamış. Marulları düşünmekten yemek yiyemez olmuş, zayıflamaya başlamış. Bu durum kocasının dikkatini çekmiş.

Kocasını, hanımına neyin var? Neden böyle oldun? Niye bir şey yiyip içmiyorsun diye sorunca, artık kadın dayanamamış ve ve karşı bahçede bulunan marullardan yemek istediğini söylemiş. Adan orası bizim bahçemiz değil oranın sahibi de aksi biridir. Ben sana pazardan marul alır gelirim demiş ve doğruca hazara gitmiş ancak Pazarda marul bulamamış. Çünkü bu özel bir marul türüymüş. Pazarcılardan bir kendisine o marulun buralarda yetişmediğini ancak sadece buralarda bir kişinin bunu yetiştirdiğini söylemiş. ve Marulu bulabileceği yeri tarif etmiş. Ancak burası Kadın’ın marulları gördüğü bahçeymiş.

Adam buranın sahibinin yaşlı ve aksi bir cadıya ait olduğunu biliyormuş. Bu nedenle de buraya girmenin tehlikeli olduğunu düşünüyormuş.  Ancak adam çok yanlış olduğunu bildiği halde bu bahçeye duvarların üzerinden atlayarak girmiş. Marullardan bir tane koparmış ve bahçeden çıkarak karısının yanına gelmiş. Marulları karısına vermiş ve kadın bu marulları yedikten sonra bu marullardan daha gazla yemek istemiş. Çünkü bu marullar sihirli marullarmış. Yinenin daha fazla yiyesi geliyormuş.

Adam artık her gece bahçeye girip bu marullardan koparıp hanımna götürmeye başlamış. Aradan bir kaç gün geçince Bahçenin sahibi olan yaşlı cadı bahçesinden marulların eksildiığini fark etmiş ve marulları alan hırsızı yakalamk için gece bahçede bir ağacın arkasına saklanmış. Adam gece olunca yine bahçeye gelmiş ve marul koparırken bir anda yaşlı cadı ortaya çıkmış.

-“Seni yakaladım. Bu nasıl bir cesaret ki benim bahçeme girip marullarımı çalıyorsun. Benden izinsiz bir şekilde buraya girip marulları alman bir hırsızlıktır.” demiş.

Adam bahçeye girip hırsızlık yaptığı için çok utanmış, Cadıya yalvarmış:

-“Ben buraya sadece bu marullardan almak için geldim. Bahçenden başka bir şey almıyordu. Bu marulları da eşime götürüyorum. Kendisi hamiledir. Biz karşı ki evde oturuyoruz Karım bu marulları görmüş ve aşermiş. Bu marullardan başka bir şey düşünemez oldu. Yemeden içmeden kesildi. Bende çarşıda pazarda bu maruldan aradım ancak bulamadım. Sizinde çok aksi biri olduğunuzu bildiğim için sizden isteyemedim. Sizden habersiz bir şekilde bahçeye girerek marulları aldı. Bunun için özür dilerim ancak buna mecbur kaldım. Çünkü ben eşimi çok seviyorum. Çok zamandır bir çocuk bekliyorduk çok şükür  karım bebeğimizi dünyaya getirecek.” demiş.

Adamın bu konuşmasının ardından yaşlı cadı:

-“Tamam o zaman. istediğini kadar alabilirsin. Ancak tek bir şartla demiş.”

Adam:

-“Şartın nedir?”diye sormuş.

Cadı:

-“Çocuğunuz doğar doğmaz onu bana getirip vereceksin. O çocuk benim olacak” demiş.

Adam, yaşlı cadıdan korkusundan bu şartı kabul etmiş.

Bu olayın ardından kısa bir süre sonra Kadın dünyalar güzeli bir kız bebek dünyaya getirmiş. Kadının doğum yaptığını öğrenen yaşlı cadı adam ile karısnını yanına giderek yeni doğan bebeği alarak buralardan çok uzak yerlere gitmiş. Yaşlı Cadı bu güzel bebeğe annesinin aşerdiği marulların adı olan Rapunzel adını vermiş.

Yaşlı Cadı, Rapunzel ile çok alakadar oluyor ve ona çok iyi bakıyormuş. Rapunzel büyüyünce daha da güzel bir kız olmuş.b Yaşlı Cadı bir gün Rapunzel’in kendisini bırakıp gitmesinden korktuğu için ona bulundukları şehrin ormanını içerisinde bir kule yapmış. Ancak bu kulenin merdiveni ve kapısı yokmuş sadece kulenini en üstünde bir penceresi varmış. Yaşlı cadı, Rapunzel’i bu kuleye yerleştirmiş. Rapunzel bu kulede günleri geçirerek dahada büyümüş. Yaşlı Cadı, Rapunzel’in saçları hiç kesmemiş. ve bu saçlar sayesinde kuleye çıkıyor iniyormuş. Cadı Rapunzeli’i her ziyaret gelmesinde:

-“Rapunzel! Rapunzel! Uzat O Sarı Saçları” diye seslenir. Rapunzel de örgülü saçlarını pencereden aşağı uzatır. Yaşlı Cadı da bu saçlara tutunarak Kuleye çıkarmış. Bu yıllarca böyle sürmüş gitmiş.

Bir gün, Yaşlı Cadı ve Rapunzel‘in bulunduğu ülkenin oğlu avlanmak için ormana gelmiş. Ormanda avlanırken bir anda Rapunzel’in şarkı söylediğini duymuş. Bu sese çok bayılan Prens sesin geldiği tarafa doğru gitmiş. Kulenin yanına kadar gelmiş. Ama kuleye çıkamıyormuş çünkü kulenin merdiveni yokmuş. Bu sırada bir ses duymuş ve hemen saklanmış. Bu gelen yaşlı cadıymış. Aşağıdan -“Rapunzel! Rapunzel! Uzat O Sarı Saçları” diye seslenmiş. Bunu duyan Rapunzel saçlarını kuleden aşağı sarkıtmış ve Yaşlı Cadı Kuleye çıkmış. Prens ise saklandığı yerden bunu görüyormuş. Bir süre sonra Cadı kuleden inmiş ve oradan uzaklaşmış.

Prens olanları görmüş ve içinden  ‘Sesi bu kadar insanı mest eden ve güzel olan biri kim bilir ne kadar güzeldir.’ diye geçirmiş. Sonra saraya geri dönmüş ama artık her gün ormana gidiyor Kulenin orada saklanıyor ve Rapunzel’in şarkılarını dinliyormuş. Bir gün cesaretini toplamış ve Cadı gittikten sonra  Sesinin Cadının sesine benzeterek:

-“Rapunzel! Rapunzel! Uzat O Sarı Saçları” diye seslenmiş.

Rapuzel de herhalde Cadı bir şey unutmuştur diyerek saçlarını tekrar aşağı uzatmış. Ancak bu sefer saçlardan tutunarak çıkan Prensmiş. Yukarı çıktığında karşısında Cadı yerine prensi gören Rapunzel önce korkmuş. Çünkü o zamana kadar Kuleye Cadı dan başka kimse çıkmamış.

Prens ise Rapunzel’in korktuğu anlamış ve ona:

-“Korkma! Ben senin sesini dinledim ve senin sesine aşık oldum. Çok güzel bir sesin var” demiş.

Bunu duyan Rapunzel’in kalbi biraz ferahlamış. Ardından Prens:

“Sen sesinden de güzelsin benimle evlenir misin?” demiş.

Rapunzel bu teklif karşısında çok şaşırmış. ama bu teklifi yapan prenste çok yaşıklı ve karizmatik birisiymiş ve teklifin düşünmüş.

-”Evet. Kabul ediyorum.” demiş.

Peki bu kuleden Rapunzel nasıl inecekmiş. Sadece saçlarını uzattığında başkaları inip çıkabiliyormuş.

Rapunzel Prensten her gelişinde yanında bir ipek çilesi getirmesi söylemiş bu şekilde onları birleştirerek merdiven yapabileceğini söylemiş. Bu şekilde günlerce Prens ve Rapunzel görüşmüşler Cadı da hiçbir şey farketmemiş.

Bir gün Cadı yine Kule tırmanmış ve Rapunzel ile konuşuyorlarmış. Bir ara Rapunzel Cadı’ya:

-“Anne, Neden Prens senden daha hızlı tırmanarak çıkıyor kuleye.” deyi vermiş.

Cadı bu sözlerin ardından Rapunzel’e çok kızmış ve nasıl olur da benden başkasının bu kuleye çıkmasını sağlarsın demiş. Ben seni insanların kötülüklerinden korumak için burada tutuyorum demiş. Bu olaya çok sinirlenen Cadı, Rapunzel’in saçlarını kesmiş ve ardından da onu çok uzakta bir çöle bırakmış. Tekrar Kuleye gelmiş ve Prensin gelmesini beklemiş.

Prens Kuleye gelmiş ve:

-“Rapunzel! Rapunzel! Uzat Altın Sarısı Saçlarını ” diye seslenmiş.

Cadı, Rapunzel’in kesmiş olduğu örgülü saçlarını aşağıya uzatmış. Prens ise hiçbir şeyden habersiz  Rapunzel’e getirdiği ipek çilesi elinde kuleye tırmanmış. Prens karşısında Cadı’yı görünce şaşırmış. Rapunzel’i sormuş. Cadı da Rapunzel’e neler yaptığını anlatmış. Prens çok sinirlenmiş. Cadı, Prensin gözlerine sihirli bir ilaç atmış ve gözleri görmez olmuş. Cadı , Prensi kuleden aşağı atmış. Ama Prense bir şey olmamış. Gözleri görmeden yıllarca ormanda dolaşmış ve önüne çıkan herkese Rapunzel’i sormuş. Kral ise oğlu Prensin kaybolmasına çok üzülmüş. Onu her yerde aratmış ama bir türlü bulamamış.

Prens geze geze Rapunzel’in bulunduğu çöle kadar gelmiş. Uzaklardan bir şarkı sesi geliyormuş. Evet bu ses Rapunzel’in sesiymiş. Prens önce hayal olduğunu düşünmüş ve ardından sesin gerçek olduğunu anlamış. Rapunzel! Rapunzel! diye bağırarak Şarkının söylendiği yere kadar koşmuş.  Rapunzel karşısında Prens’i görünce çok sevinmiş. ama gözlerinin kör olduğunu anlayınca çekmiş oldukları bu sıkıntılar için ağlamaya başlamış. Rapunzel’in gözlerinden dökülen göz yaşlarından bir iki damla Prens’in gözlerine değmiş. Cadı’nın büyüsü bozulmuş ve Prens’in gözleri görmeye başlamış. Prens Rapunzel’i de yanına alarak saraya gitmiş. Kral ve Kraliçe oğulları Prens’i karşılarında görünce çok mutlu olmuşlar. Yıllarca aradıkları oğullarının yanında evleneceği kız ile birlikte yanlarına dönmelerine çok sevinmişler.

Prens başından geçenleri ve Rapunzel’in başından geçenleri bir bir Krala anlatmış. Kral askerlerine emir vermiş ve Cadı’yı yakalatarak hapishaneye atmış. Ardından Rapunzel’in anne ve babasını bularak onları bir araya getirmiş. Daha sonrada  Rapunzel ve Prens’i evlendirmiş. 40 gün 40 gece düğünleri olmuş. Bir ömür boyu mutlu ve mesut yaşamışlar.

………………………………..
NOT: Sevgili Okurlarımız, Masal sitemizin çocuklarınızı ufkunu ve hayal dünyasını geniş tutmak için masallarımızı ve içerisinde geçen kelimeleri özenle seçerek yayınlamaya çalışıyoruz. Bu nedenle de sitemizi ve masallarımız takip edin ve Lütfen Masallarımıza yorum yapmayı unutmayın… Saygı ve Sevgilerimizle…

Yazar: masal-oku.com

1 thought on “Rapunzel

    Masal Gezgini

    (Mart 23, 2017 - 10:27 am)

    Masalı çok güzel derlemişsiniz. emeğinize sağlık. Başarılar diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir