Neden Söz Dinlemem Gerekiyor

Neden Söz Dinlemem Gerekiyor
Davranış Eğitimi Hikayeleri

Begüm bugün çok heyecanlıydı. Çünkü babası onları okulda göstermiş olduğu üstün başarıdan ve iyi bir karne getirmelerinden dolayı süpriz yir yere götürecekti.
Begüm günlerdir babasının onları nereye götüreceğini merak ediyordu. Acaba tiyatroya mi? Lunaparka mı? Sinemaya mı? diye düşünüp duruyordu.

Begüm yatağından kalkmak üzereydi ki küçük kardeşi Ali heyecanla odasına girdi. Elinde bir broşür vardı:
– Begüm abla! Begüm abla! Babamın bizi götüreceği yeri buldum, dedi.
Begüm:
– Neresi! Çok merak ettim, dedi.
Ali’nin elindeki broşüre bakmak için yatağından fırladı ancak Ali broşürü saklayarak salona doğru koşmaya başladı. Begüm de peşinden gitti ve beşinden giderken:
– Ali kaçma! gel buraya broşüre bakmak istiyorum, dedi.
Sonunda Ali durdu. Begüm broşürü eline aldı ve broşüre bakmaya başladı. Broşürde oyuncaklar görünüyordu.

Begüm:
– Burası bir lunapark, diye bağırdı.
Hemen annelerinin yanına gittiler ve:
– Lunaparka mı gideceğiz anne? diye heyecanla sordu Begüm.
– Evet canım sizi Lunaparka götüreceğiz. Ama bu süpriz olacaktı, dedi Özlem Hanım. Ali güldü ve:
– Bu kağıt masanın üzerindeydi. Hemen anladım ben.

Özlem Hanım:
– İyi o zaman hazırlanın kahvaltıdan sonra çıkacağız.
Kahvaltı ettikten sonra hemen hazırlandılar. Kapının önünde anne babalarını beklemeye başladılar. İkisi de yerinde duramıyor:
– Yaşasın Lunaparka gidiyoruz, diyordu. Adem bey ile Özlem hanım çocuklarının haline güldüler.
– Galiba lunapark evimize gelmiş, dedi Adem bey.
Kapıdan çıkmadan önce Adem bey:
– Çocuklar lunapark çok kalabalık olur. Birbirimizi kaybedebiliriz. Bu yüzden yanımızdan ayrılmayın, tamam mı, dedi.
Çocukların ikisi de babalarına “TAMAM” anlamında başlarını salladılar.
Arabaya bindiklerinde Begüm ardı ardına sorular sormaya başladı:
– Baba orası çok mu güzel?
– Orada hayvanlar var mı?
– Oyuncakların hepsine binebilecekmiyiz?

Kızım sakin ol gidince göreceksin, Ama şunu şimdiden söyleyeyim, her oyuncağa binebilmek için bir yaş sınırı var. Yaşınız için uygun olanlara binebilirsiniz ancak. Diğerleri büyüyünce, dedi Adem bey.
Biraz sonra lunaparka geldiler. İçeri girerken Begüm ve Ali’nin kalbi “GÜM GÜM” atmaya başladı. Oyuncakların hepsi de heyecan verici görünüyordu.
Biraz ilerleyince ışıklı bir tabela gördüler. Ne olduğunu sordular.
– Korku Tüneli o çocuklar! Ona girmek için en az 10 yaşında olmanız gerekiyor, dedi Adem bey.
Ali ve Begüm’ün biraz keyfi kaçtı. İstediklere her yere gidememek çok kötüydü.
Sonra Atlı karıncayı gördüler:
Babası atlı karıncanın yaşlarına uygun olduğunu söyledi. Çok sevindiler. Biraz sıra bekledikten sonra bindiler.
Atlar alçalıp yükseldikçe çok heyecanlanıyorlardı. Her dönüşte anne babsına el sallıyorlardı. Atlı karınca çok eğlenceliydi!
Atlı karıncadan inince yürümeye başladılar. Her tarafta satıcılar vardı. Babası onlar için pamuk şeker aldı. Pamuk şeker yerken ikisininde yüzü yapış yapış olmuştu. Ali:
-Çok komik görünüyorsun, dedi.
-Sen kendine bak, dedi Begüm karşılıklı gülerek.
Sonra çarpışan arabalara bindiler. Ali arabayı “Vınn Vınn” diye sürdü. Çok eğlendiler. Babası onları tekrar bindirdi. Bu sefer arabayı Begüm sürdü.
Çarpışan arabadan inince çocuklar için olan uçağa, trene, elma kurduna, dönme dolaba bindiler. Hepsi de birbirinden eğlenceliydi.

– Ben burayı çok sevdim, dedi Begüm.
– Ben de! Sık sık gelsek buraya keşke, dedi Ali.
O sırada korku tünelinin tabelasını gördüler. İçini çok merak ediyorlardı.
– Sanki bir baksak ne olur, diye fısıldadı Begüm.
– Hem biz o kadar da küçük değiliz, dedi Ali.
O sırada anne babaları halka atarak oyuncak yakalamaya çalışıyor. Çocuklar gibi birbirleri ile yarışıyorlardı.

Ali:
– Hadi gel, onlar oynarken hemen bakıp gelelim, dedi. Birlekte korku tüneline doğru yürümeye başladılar. Korku tüneline yaklaştıklarında içeriden gelen çığlıkları duydular. Ali ile Begüm birbirlerine baktılar. İçerisi çok mu korkutucuydu.
– Bence geri dönelim Begüm. Burası gerçekten bize göre değilmiş, dedi Ali.
Begüm:
– Bence de! Hadi gel, dedi.
Anne babalarını bıraktıkları yere geldiler. Ama onları bulamadılar. Begüm korku ile Ali’nin kolunu tuttu:
– Ali, annemler yoklar.
İki kardeş sağa sola bakındı. Anne babaları hiç bir yerde görünmüyordu. Begüm:
– Babam birbirimizden ayrılmayalım demişti. Onları bulamazsak ne yaparız, diye ağlamaya başladı. Ali:
– Keşke babamız sözünü dinleseydik, dedi.
O sırada birisi ikisini tutarak havaya kaldırdı. Begüm ve Ali “İMDAT! İMDAT!” diye bağırdılar.
– Çocuklar benim ben, dedi o kişi. İkiside hemen başını kaldırdı. Birde ne görsünler gelen babalarıydı. Adem bey onları yere indirdi. Begüm ve Ali babalarına sıkıca sarıldılar.
Begüm:
– Babacığım annemle seni bulamayınca çok korktuk, dedi.
Ali de:
– Evet, çok korktuk, diye tekrarladı. Bir daha sözünüzden çıkmayacağız.
Adem bey kaşlarını çatarak:
– Söz mü, dedi.
– Söz. Söz, diye cevap verdiler.
Özlem hanım:
– Yanımızdan ayrıldığınızı fark etmiştik çocuklar. Sizi takip ettik. Ama her zaman fark etmeyebiliriz ve birbirimizi gerçekten kaybedebiliriz, dedi.
Begüm ile Ali rahat bir nefes almıştı. Babası gülerek:
– Korku Tüneli’ne girmiş kadar korktunuz değil mi, dedi. Hep birlikte gülüştüler:
– Madem bu kadar korktunuz, gelin biraz gülelim şimdi de, dedi Adem Bey.
İki kardeş merakla babalarının peşine takıldılar. Adem bey bir aynanın önünde durdu. Ayna onu ip gibi ince gösteriyordu. Sonra Begüm, Ali ve Özlem hanımda farklı aynaların karşısına geçtiler.
Aynaların bazısı uzun, bazısı kısa, bazısı ise iri gösteriyordu. Sırayla aynaların önüne geçtiler. Çok eğlenceliydi.
Begüm anne babasına sarıldı.
– İyi ki sizin gibi anne ve babamız var, sizi çok seviyorum, dedi.
Özlem hanım ve Adem bey, Begüm’ün sözlerine çok mutlu oldular.

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir