Neden Her İstediğim Olmuyor

Neden Her İstediğim Olmuyor?
Davranış Eğitimi

Bugün Begüm için çok özel bir gün. babası Adem bey, Ali ‘ye ve ona birer bisiklet aldı. Begüm’ümkü onun en çok sevdiği renk olan mor sepetli ve rengarenk bir bisiklet…
Begüm bisikletini çok sevdi. Ona Rüzgar adını koydu. Bisikletiyle rüzgar gibi gitmeyi hayal ediyordu. Fakat küçük bir problem vardı. Begüm henüz bisiklet sürmeyi bilmiyor kardeşi Ali ise daha önce amcasından öğrenmişti. Begüm bakalım bu hikayemizde neler yaşayacak?

O gün Ali:
– “Düt! Düt! Düt! Düt! Çekilin yoldan ben geliyorum” diyerek bisikletini hızlıca sürüyordu. Onu gören Begüm de bisikletini tek başına sürmeye çalışıyordu. Ama dengesini bir türlü sağlayamıyordu. Birden yere çöktü ve ağlamaya başladı.

Adem Bey, kızını ağlarken görünce,
– Üzülme Begüm. Pazar günü sana bisiklet sürmeyi öğretirim, dedi. Begüm çok sevindi,
– Yaşasın! Yaşasın! Rüzgarı sürebileceğim, dedi ve pazar gününü sabırsızlıkla beklemeye başladı.
Begüm, o sabah “Bugün pazar! Bisiklete binme günü!” diye düşünerek yataktan fırladı. Koşa koşa babasının yanına gitti.
– Babacığım, hadiii gidelim, dedi.
Babası okuduğu kitaptan başını kaldırarak,
– Nereye gideceğiz kızım, diye sordu.
Begüm,
– Bisiklet süreceğiz ya! Unuttun mu yoksa? diye endişe ile sordu. Babası güldü:
– Unutmadım kızım! Ama bugün günlerden cumartesi, bisiklet sürmeye yarın gideceğiz.
Begüm de gülmeye başladı. Sabırsızlıktan günleri karıştırmıştı. O sırada Ali geldi:
– Yarın bende gelmek istiyorum, dedi. Ama Begüm, onun kendisini izlemesini istemiyordu.
– Sen zaten bisiklet sürebiliyorsun, dedi.
– Olsun. Bende gelmek istiyorum, diye ısrar etti Ali.

Nihayet pazar günü gelmişti. Begüm heyecanla babasının çalışma odasına gitti.
– Hadi baba bir an önce kahvaltı edelim de gidelim, dedi.
– Tamam. Begüm geliyorum, dedi babası.
Begüm çok heyecanlıydı. Kuşu Kikirik’in yanına gitti. Onu dışarı çıkardı.
– Kirikik, Kikirik! Haydi uyan, dedi.
Kikirik sabahları gergin oluyordu. “Gaaak” diye öttü ve kuş evine geri döndü.
Sıra Ali’ye gelmişti. Begüm, Ali’nin kapısını tıklattı ve seslendi:
– Ali! Ali! Kahvaltı hazır, diye seslendi. Ama içeriden ses gelmedi.
– Hımm. Ali halen uyuyor herhalde, diye düşündü Begüm. Yavaşça kapıyı açtı. Ali yatağındaydı. Begüm onu gıdıklayarak uyandırmak istedi. Yorganı kaldırdı. Oda ne birde ne görsün! Ali’nin yüzü kıpkırmızı beneklerle doluydu.

Begüm çok korktu. Hemen babasının yanına koştu. Babası kahvaltı masasındaydı.
– Baba baba! Ali’ye bir şey olmuş. Yüzü kıpkırmızı!
Anne ve babası telaşla Ali’nin yanına gittiler. Ali çok hasta görünüyordu. Hemen ateşini ölçtüler. Ateşi çok yükselmişti.”Ne yapalım?” diye kendi aralarında konuşmaya başladılar. Begüm, mutsuz mutsuz odasına gitti. Ali hasta iken babası onu bisiklet sürmeye götüremezdi:
– Ali tamda hasta olacak günü buldu, dedi kendi kendine.
– Neden her istediğim olmuyor, diye düşünmeye başlamıştı.
Begüm can sıkıntısı ile odanın içinde dolaşmaya başladı. Bu sırada annesi ile babasının konuşmalarını duyuyordu.
– Ali’yi hastaneye götürmemiz lazım…
– Evet… Begüm çok üzülecek. Bugün ona bisiklet sürmeyi öğretecektim.
– Merak etme, Ali ateşler içerisinde yatarken Begüm bu durumu anlayabilir.
Adem bey, Begüm’ün odasına geldi:
– Begüm biz hastaneye gidiyoruz. Seni de dedene bırakacağız. Hadi hazırlan kızım, dedi.
– Bende gelebilir miyim, diye sordu Begüm. Adem Bey:
– Olmaz canım. Hem deden seni bekliyor. Begüm isteksizce:
– Peki, dedi ve çantasını hazırlamaya koyuldu. Biraz sonra arabaya bindiler. Begüm:
– baba bugün bisiklet sürmeye gidemeyiz değil mi? diye sordu.
– Evet yavrum, Ali hasta iken gidemeyiz, diye cevap verdi Adem Bey,
Dedesi onları bahçede karşıladı. Ali’ye “Geçmiş olsun” deyip onları yolcu edince Begüm ile birlikte bahçedeki salıncağa oturdu. Begüm’ün yüzünden üzgün olduğunu anlamıştı Dedesi:
– Ne oldu kızım? Üzgün görünüyorsun, dedi.

Begüm, olup biteni dedesine anlattı. Dedesi Begüm’ün saçını okşadı.
– Yavrucuğum sanırım bisiklete bineceğin için çok heyecanlanmıştın, dedi.
Begüm:
– Evet dede… Kırlarda bisikletimi sürecektim!..
Dedesi:
– Peki, kardeşin hasta iken eğlenebilir miydin kızım?
Begüm biraz düşündü.
– Hımm! Eğlenemezdim. Hem bisiklet sürmeyi sonra öğrenebilirim değil mi dede?
Dedesi:
– Elbette öğrenebilirsin yavrum. O zaman içinde rahat olur.
Begüm:
– Peki, Ali hemen iyileşir mi dede?
Dedesi:
– Bilmiyorum! Bir kaç gün sürer herhalde.
Begüm:
– Olsun. Ben beklerim, dedi.

Dedesi ile sohbet etmek Begüm’ü rahatlatmıştı. Biraz sonra Begüm’ün uykusu geldi. Birlikte eve girdiler. Begüm, ninesinin hazırladığı yatağa yattı ve hemen uykuya daldı.
Rüyasında rüzgarı sürdüğünü gördü. Yemyeşil kırlarda rüzgar gibi gidiyordu.
Begüm uyandığında kendisini iyi hissediyordu. Ama aklına Ali gelince kaygılandı.
– Günaydın dedeciğim, Günaydın nineciğim. Annemler aradı mı? Ali’nin nesi varmış, diye sordu.
Ninesi:
-Ali kızamık olmuş yavrum, dedi.
Begüm:
– Kızamık mı? O ne ki?
Ninesi:
– Kızamık bulaşıcı bir hastalık. Ali bir süre kırmızı beneklerle gezecek. Aman dikkat et, sana da bulaşırsa iki kardeş çilek gibi gezersiniz.
O sırada zil çaldı. Adem bey gelmişti.
– Begüm hadi gidelim. Ali seni sorup duruyor, dedi.
Begüm çok sevindi.
– Ne!.. Kardeşim benimi soruyor, diyerek hızlıca hazırlandı. Dedesiyle vedalaştı.
Begüm eve gider gitmez Ali’nin odasına koştu. Ali yatakta oturuyordu. Begüm’ün geldiğini görünce:
-Bisiklet sürmeye gidemedik bu gün, dedi.
Begüm:
– Olsun daha sonra süreriz. Senin iyi olman daha önemli, dedi gülümseyerek.
O sırada zil çaldı. Begüm’ün arkadaşları gelmişti. Onu dışarı çağırıyorlardı.
Begüm:
– Ali hasta, dışarı çıkarsam evde canı çok sıkılır, diyerek onlarla gitmedi.
Adem bey, Begüm’ün yanına geldi.
– Begüm bugün çok düşünceli davrandın. Senin gibi bir kızım olduğu için çok mutluyum. Merak etme en kısa zamanda sana bisiklet sürmeyi öğreteceğim, dedi.
Begüm babasının sözlerine çok mutlu olmuştu.
Bir hafta sonra Ali iyileşti. Adem bey onları bisiklet sürebilecekleri boş bir alana götürdü. Begüm’e nasıl bisiklet sürebileceğini anlattı. Sonrada arkadan tutarak onunun dengede durmasına yardım etti. Begüm çok mutluydu. Bir süre sonra Begüm yardım almadan bisiklet sürmeye başladı.
Şimdi Ali ile birlikte istedikleri zaman kasklarını takıp gezebiliyorlardı.

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir