Medine’nin Mutlu Çocukları

Medine’nin Mutlu Çocukları

Sevgili çocuklar, Peygamber Efendimiz, kendisine peygamberlik gelmezden önce, Mekke yakınlarındaki Hira isimli mağarada, yüceler yücesi Allah’ı, uçsuz bucaksız evreni ve insanların halini düşünür dururmuş…
Bir gün Cebrail isimli melek Ona, Allah’tan “Oku!” emrini getirmiş…

Oysa o günlerde insanlar okumayı terk etmiş, bilgisizlik, başıboşluk ve sorumsuzluk içindeymişler. Sık sık savaşlar oluyormuş. Kanlar dökülüyor ve insanlar acımasızca öldürülüyormuş. İçki ve kumar, o zamanki insanların vazgeçemediği zararlı ve kötü alışkanlıklardan sadece ikisiymiş…
Özellikle bir kötü âdetleri daha varmış ki, belki de bu, onların en kötü davranışlarıymış. Neymiş bu kötü âdetleri biliyor musunuz? Kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek!…
İşte, merhamet duyguları körelen bu insanların yaptıkları kötülüklere son vermek için Rahman ve Rahim olan yüce Rabbimiz, sevgili Peygamberimizi göndermiş…

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim ile de, kız çocuklarının toprağa gömülmesini, haksız yere adam öldürülmesini, içki içilmesini yasaklamış. Peygamber Efendimiz özellikle sevgili kızı Hazreti Fâtıma’ya büyük değer vererek insanlara bu konuda da “en güzel örnek” olmuş…
Öte yandan, sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyormuş: “Çocuklarınız size Allah’ın bir armağanıdır.” “Küçüklerimize şefkat göstermeyen bizden değildir” Bu tavsiyeleriyle o, insanlara bu değerli armağana iyi davranmalarını öğütlüyormuş…

Peygamberimiz, İslâm dinin güzelliklerini anlattıkça, insanlar gerçek mutluluğu buluyor ve huzura
kavuşuyorlarmış.
Tabii ki çocuklar da…
Pek çok sahabi, yani “Peygamberimizin arkadaşları ve o dönemde yaşayan Müslümanlar”, çocukluk yıllarında, Peygamberimizle birlikte geçirdikleri o güzel günleri hiç unutmazlarmış. Onlar çocukluk yıllarının unutulmaz anıları olarak hafızalarında sakladıkları bu güzel günleri, sonraki nesillere hep anlatıp durmuşlardır.

Sevgili çocuklar, size anlatacaklarım, “Asr-ı Saâdet” denilen o “Mutluluk Çağı”ndaki çocukların, Peygamber Efendimizle yaşadıkları güzel hatıralardır. İslâm tarihinin dönüm noktası olan Hicret, aynı zamanda Müslümanlar için kölelikten kurtuluşun, hürriyete kavuşmanın öyküsüydü…
Mekke’den Medine’ye, bu kutlu göçün son yolcuları, sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed -sallallahu aleyhi ve selem- ile yakın dostu Hazreti Ebu Bekir’di…
“Seniyyetül-Veda” denilen tepede Peygamberimizi büyük bir sevinçle karşılayan Medineli’lere sanki dünyalar verilmişti. Çünkü, çeşitli tehlikelere ve sıkıntılara rağmen, sonunda “Rahmet Peygamberi” ulaşmıştı Medine’ye…
En çok sevinen de çocuklardı… Onlar ki, görmeden sevdikleri, sevgisini küçücük kalplerine sığdıramadıkları Peygamberlerine kavuşmuşlardı artık…

Kız-erkek bütün çocuklar, o gün en güzel elbiselerini giyerek Peygamberimizi karşılamışlar ve “Hoş geldiniz, Sevgili Peygamberimiz” diyerek sevgilerini, okuduklarını şiirle, kasidelerle belli etmeğe çalışmışlar.

Onların sevinçle söyledikleri bu sözleri, insanlar nesilden nesile aktarmış durmuşlar. Ne diyormuş biliyor musunuz, Medine’nin sevimli çocukları?:

“Ay doğdu üzerimize Veda tepelerinden
Şükür gerekti bizlere Allah’a davetinden.
Ey bizden seçilen elçi!
Yüce bir davetle geldin.
Geldin, Medine’ye şeref verdin.
Ey davetçilerin en hayırlısı!
Hoş geldin, hoş geldin…”

Peygamber Efendimiz, bu coşkulu ve içten ifadeler karşısında duygulanmış. Yanlarına kadar giderek çocuklara şu soruyu yöneltmiş:
Beni seviyor musunuz? Çocuklar hiç beklemeden ve düşünmeden, hep bir ağızdan: Evet, Seni çok seviyoruz Ey Allah’ın Rasulü, cevabını vermişler.
Bunun üzerine Peygamberimiz de şöyle karşılık vermiş:
Allah da kalbimi biliyor ya, ben de sizleri çok seviyorum.
Sevgili Peygamberimiz ile Medineli çocuklar arasında kurulan bu sevgi bağı sayesinde, artık mutlu ve huzurluymuş çocuklar… Çünkü onları seven peygamberleri her zaman yanı başlarındaymış…

“Mutluluk Çağı’nın çocukları için Peygamberimiz neredeyse, bereket, bolluk ve çocuklara ikram; ilgi, sevgi ve şefkat hep oradaymış… Sözgelimi, Peygamber Efendimiz, kendisine sunulan yılın ilk turfanda meyvesini eline alır, önce Allah’a şükürlerle dua edermiş. Ardından, önce sağ, sonra sol gözüne üçer defa
sürermiş.
Sonra… Sonra ne yaparmış biliyor musunuz? 0 meyveyi huzurunda bulunan en küçük çocuğa verirmiş. Yine, çocuklara rastladığında selam verip başlarını ve yanaklarını okşarmış. Onların hatırlarını sorar ve çeşitli şekillerde şakalaşırmış.
İşte, böylesine güzellikler içinde geçiriyormuş günlerini Medine’nin mutlu çocukları

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir