Mavi Gül Masalı

Mavi Gül Masalı

Evvel zaman içinde Çin diye bir krallıkta bir kral yaşarmış. Yaşlı olsada halkı tarafından çok sevilirmiş. İmparator yönetim şeklinden tatmin oluyormuş. Amam canını sıkan tek şey kızı Prenses Min’e uygun birini bulma düşüncesiymiş.

Prenses Min güzelliğiyle göz kamaştırıyormuş. Gözleri uzun ve çekikmiş. Kahverengi akikler kadar parlakmış ve gülüşü akan dereyi izlemekten farksızmış.
Güzel olduğu kadar da akıllıymış ve büyük şairlerin dizelerini ülkedeki herkesten daha iyi okuyabiliyormuş.
Kral: Kızım sevgili kızım. Senin için mükemmel eşi nasıl bulacağım. Sana layık bir adam bulamayacağım düşüncesiyle yüreğim burkuluyor.
Prenses Min: Lütfen kendini üzme babacığım. Yaratıcının bir planı olduğundan eminim.
Kral: Ben yaşlı bir adamım ve zaman geri gelmiyor. Biliyorsun ve istediğim tek şey.
Prenses Min: Babacığım bak yine kendini üzüyorsun.
Ktal: Öyleyse ne yapmalıyım kızım.
Prense biraz düşündükten sonra.
Prenses Min: Tamam işte yapacağımız şey, demiş.

İmparatorun kendisine damat aradığını duyan bir çok aday kısa sürede saraya gelmişler. Ama saraya gittiklerinde karşlılarına Lord Chamberlain çıkmış.
Gelen damat adaylarını hepsini bir yere toplayan Lord Chamberlain onlara:
– İmparator sadece Mavi Gülü getiren kişinin kızı Prenses Min ile evlenmesine karar vermiştir, dedi.
Bunu duyan damat adayları şaşırdılar. Kendi aralarında Mavi Gül mü? Oda ne?
Onu nere bulabiliriz ki?
Damat adaylarının çoğu imparatorun bu isteğinin imkansız olduğunu düşünmüş ve Prenses le evlenme fikrinden vazgeçmişler. İçlerinden bir kaçı şartı yerine getirmeye karar vermiş ve mavi gülü bulmak için yola çıkmışlar.
Adı Ti Yung olan adaylardan biri tüccarmış ve çok zenginmiş. Şehirdeki en büyük dükkana gitmiş ve dükkan sahibine:
– Mavi gül istiyorum elinizdekinin en iyi olsun demiş.
Dükkan Sahibi:
– Üzgünüm efendim anak bende mavi gül yok. onun yerine kırmızı gülleri, beyaz pembe ve sarı güllerim var. ama mavi gülüm yok, demiş.
Ti Yung sinirlenmiş ve kızarak dükkan sahibine “Ben mavi gül istiyorum, nereden getirdiğiniz umurumda değil, iki gün sonra tekrar geleceğim ve bana mavi gül bulmazsanız. Sizi parmaklıklar arkasına attıracağım” demiş ve dükkan dan gitmiş.
Ti Yung’ın bu çıkışından korkuya kapılan dükkan sahibi akşam eve gelince durumu hanımına anlatmış.
Dükkan sahibinin hanımı kocasını dinledikten sonra, kocasına demiş ki:
– Sakin ol hayatım eğer mavi gül bulamıyorsak bir tane yaparız. Şimdi eczaneye git ondan beyaz gülü maviye çevirebilecek kadar güçlü bir boya al gel.
Böylece ertesi gün dükkan sahibi eczaneye gitmiş ve ondan boya istemiş ve eczacı ona bir şişe mavi sıvı vermiş. Ona beyaz bir gülü alıp sıvının içine daldırmasını söylemiş. Gül mavi renk olacakmış.
Dükkan sahibi kendine söyleneni yapmış. Beyaz gül güzel bir maviye bürünmüş.
Ti Yung dükkana geldiği gün. mavi gülü gururla ona göstermiş.
Ti Yung: Mükemmel. Şimdi saraya gidiyorum ve bunu prensese gösterip hemen derken bir taraftanda gülü koklamış ve hapşırmış.
Dükkan sahibi Ti Yung’a bol şans dilemiş.
Ti Yung elindeki mavi gül ile birlikte hızlıca saraya gitmiş ve sarayda Lord Chamberlain onu karşılamış. Mavi Gül’ü Prensese verilmek üzere Lord Chamberlain’e vermiş.
Prenses Min Mavi Gülü eline alınca:
– Hı. Bu Beyaz bir gül, çiçek zehirli bir boyaya batırılmış ve maviye boyanmış. Üzerine bir kelebek konsaydı. Kokusu yüzünden ölebilirdi. Bunu geri al. Boyanmış güle ihtiyacım yok ve kimse yalancı bir koca istemez, demiş.
Ti Yung utanç içinde başını yere eğmiş ve umutsuz şekilde saraydan ayrılmış.
Diğer adaylar Mavi Gül’ü bulmak için farklı yönlere dağılmışlar.
Bazılar Mavi Gül’ü ararken tüm dünyayı dolaşmış. Bazıları da sihirbazların ve astrologların yardımına başvurmuş.
Ama zamanla hiçbir mavi gülü bulmayı başaramamış ve sonunda hepsi görevi bırakmışken. Adalet bakanı, elinde ipek yastığın üzerinde, gül şeklinde oyulmuş büyük bir safirle tant salonuna girmiş ve:
– Macesteleri size mavi gülü takdim ederim.
İmparator hemen kızına dönmüş ve :
– Adalet bakanı sana mavi gül olduğunu iddia ettiği şeyi getirmiş. Görevi başarıyla tamamladı mı?
Prenses Min değerli taşı eline almış ve kısa bir süre incelemiş ve:
– Bu zaten bir gül değil, bu bir safir, değerli taşlara ihtiyacım yok. Özür dilerim sayın Adalet bakanı ama bunu iade etmek zorundayım.
Adalet bakanı ayrılmadan önce rahatsız bir şekilde eğilmiş.
Bir kaç ay geçmiş ve ülkede mavi gül peşinde koşan hiç kimse kalmamış.
Prenses Mi erkek kılığına girip krallık içinde dolaşırken, en sevdiği şiiri okuyan birini duymuş. Durmuş ve şarkı söylerken tek telli estrümanını çalan genç bir adam görmüş.
Prensen Min kendini alamamış ve genç adamla birlikte şiiri okumaya başlamışlar.
Söğüt ağacının ardına nehire baktım akşam olurken,
Alaca karanlık esinti getirmedi, kuyu için su yok,
Otlaklar karıştığında , bir kuş suyun karşısına uçtuğunda,
ve nehir gri cama döndüğünde, gök mavisinin parlayışını gördüm,
ve görmek için dönüp baktım, güller benim için şarkı söylüyor,
bazı yerler beyaz, bazıları kırmızı ve bazılarıda pembe,
amam yüreğim şapşal yüreğim, mavi renk bir gül istiyor,
ama yüreğim şapşal yüreğim mavi renkli gül istiyor,

Genç adam:
-İnanılmaz. bu eski şiiri çoğu kişi bilmez. Ben Li Jun çok memnun oldum demiş.

Prenses Li tek kelime etmeden dönüp uzaklaşmış. Li Jun çok şaşırmış.
Prenses Min o gece yatağında Li Jun’u düşünerek dönüp durmuş.
Sabah olduğundan yatağından kalkmış ve yine kılığını değiştirip erkek kılığına girerek doğruca pazar alanına Li Jun’un olduğu yere gitmiş. Li Jun’u görünce ona yaklaşmış ve kendini Zhang Yong olarak tanıtmış ve ardından beraberce şarkılar söyleyip şiirler okumuşlar. Prenses veda edip ayrılana kadar bu şekilde zaman geçirmişler. Böylece bir kaç hafta geçmiş ve Prenses Min Li Jun’a yakınlaştığını hissetmiş.
Bir gün iki göl kenarında otururken güneş bir altın küre gibi batmış. Mor alaca karanlık içinde iki yıldız parlayarak diğerlerine öncülük etmiş.
Bu arada Prensen Min yani Zhang Yong ve Li Jun konuşuyorlarmış.
Prenses Min: Demek sen buralı değilsin.
Li Jun: Hayır. ben komşu krallıktan geliyorum. Prenses Min’e evlenme teklif etmeye geldim. Çünkü ona sırıl sıklam aşığım. Onun en güçlü tüccarı ve en güçlü savaşçıyı bile reddettiğini duyunca umudumu kaybettim. Ben sadece bir halk ozanıyım.
Prensesin gözleri parlamış ve kalbi hızlıca çarpmaya başlamış ve içinden “Beni seviyor” demiş.
Prensesn Min (Zhang Yong): Peki prensesi hiç gördün mü? resimlerini gördüm. Ancak benim aşık olduğum şey onun güzelliği değil, beni ona yaklaştıran ve sevdiren şey eski şiirlere duyduğu sevgi, onunda çok güzel söylediğini duymuştum.
Prenses Min gülümsemiş ve sahte bıyık ve sakalını çıkarıp uzun saçlarını serbest bırakmış. Li Jun ağzı açık seyrediyormuş ve kekeleyerek:
– Sen Sen prenses Min misin? diye sormuş.
Derhal ayağa fırlayıp eğilmiş. Prenses Min gülümsemiş ağa kalkıp elini tutmuş. Ardından kendisinden ona nasıl aşık olduğunu anlatmış.
Prenses Min: Seni seviyorum Li Jun ve seninle evlenmek istiyorum. Lütfen babamdan izin iste.
Li Jun ona gülümsemiş ama birden aklına mavi gül gelmiş.
Li Jun: Ama bende mavi gül yok ki , demiş.
Prenses Min: Var tabi, demiş.
Böylece ertesi sabah Li Jun boş ellerle saraya gitmiş. İmparator onu elinde hiç bir şey yok olarak görünce gülümsemiş ama konuşması için kızına izin vermiş.
Kral: Kızım elleri boş gelen bu halk ozanı mavi güle sahip olduğunu iddia ediyor.
Prenses Min: Acaba bana ne getirdiniz nazik bayım, dedi.
Ardından Li Jun yanındaki ensrümanıyla Prenses Min ile ilk karşılaştığındaki o şiiri okumaya başladı:

Söğüt ağacının ardına nehire baktım akşam olurken,
Alaca karanlık esinti getirmedi, kuyu için su yok,
Otlaklar karıştığında , bir kuş suyun karşısına uçtuğunda,
ve nehir gri cama döndüğünde, gök mavisinin parlayışını gördüm,
ve görmek için dönüp baktım, güller benim için şarkı söylüyor,
bazı yerler beyaz, bazıları kırmızı ve bazıları da pembe,
amam yüreğim şapşal yüreğim, mavi renk bir gül istiyor,
ama yüreğim şapşal yüreğim istediğin mavi gülü buldu.
O gül, mavi gül sensin,

– Prenses Min o mavi gül sizsiniz. Başından beri sizdiniz.

Kral: Ne. Saçmalama, kızım bu neden bahsediyor.
Prenses Min: Baba o haklı, fiziksel bir gül değildi. En sevdiğim şiirdi. Li Jun görevi tamamlarken kalbimi kazanmayı da başardı.
Prenses Min babasına Li Jun’la nasıl karşılaştığını, aşık olduğunu anlatmış.
Prenses Min: Sana söylemiştim baba yaratıcının bir planı varmış. Her zaman vardı. Li Jun’la karşılaşmamı sağladı.
Li Jun: Prenses Min’i seviyorum kralım. Eğer sizinde izniniz olursa, onunla evlenmeyi çok isterim.
İmparator bir an durmuş ve düşünmüş ardından yüksek sesle gülmeye başlamış ve izin verdiğini söylemiş.
Böylece Prenses Min ve Li Jun büyük bir törenle evlenmişler ve imparator hiç olmadığı kadar mutluymuş. Kontrol edemeyeceği şeyler yüzünden kendisini üzmemesi gerektiğini öğrenmiş ve onları yaratıcının planlarına bırakmış.
Mavi Gül Masalımız burada bitti. Bir sonraki masalımızda görüşmek üzere.

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir