İzci Kampı (Yardımsever Olmak)

Azra Begüm adında 10 yaşında küçük bir kız çocuğu vardı.
Bir akşam babası işten gelince yüzünde farklı bir gülümseme olduğunu farketti küçük kız.
Hoşgeldin babacağım diye karşıladı onu. Babası:
-“Hoş bulduk kızım” dedi.
Sonra Azra’nın annesi Özlem Hanıma.
-“İyi akşamlar hanım. Ne yapıyorsun? Günün nasıl geçti?” diye sordu.
Özlem Hanım:
-“Sağol Adem Bey günümüz çok iyi geçti Elhamdülillah. Çocuklarım beni hiç üzmedi” dedi.
Sonra herkes ellerini yıkadı ve hep birlikte akşam yemeği için sofraya oturdular.
Yemek yerken babası, Azra’ya bugün beni öğretmenin Emel Hanım aradı. Hafta sonu izcilik kampı varmış Bolu’da. Senin de katılıp katılamayacağını sordu bana. Bende eğer müsait olursak muhakkak Azra’nın izci kampına katılabileceğini söyledim.
Azra’da farklı bir sevinç oluşmuştu. Hemen babasının boynuna sarıldı ve:
-“Yaşasın! Çok teşekkür ederim babacığım.” diyerek yanaklarına öpücükler kondurdu.
Bu sırada yemekler yenmiş Azra, Babası Adem bey ve kardeşi Ali ile birlikte oturma odasına geçtiler.
Babası:
-“Canım kızım benim izcilik ne demek peki biliyor musun? Diye sordu. Azra:
-“Tabii ki biliyorum babacağım. İzcilik paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma demek değil mi?” dedi.
Bu konuşmalar esnasında mutfakta işlerin tamamlayıp kahve hazırlayan Azra’nın annesi Özlem Hanım içeriye girdi ve:
-“Aferin benim kızıma” diyerek Azra’yı sevdi.
Bu akşamın konusu Azra’nın İzcilik Kampı oldu. Akşam boyunca izcilikle ilgili konuları konuştular. Azra o gece erkenden yatağına yattı. Kampta arkadaşları ile nasıl vakit geçireceklerini düşünerek uykuya daldı.
Sabah olunca okula gitti de arkadaşları ile birlikte bütün gün boyunca izcilikle ilgili farklı farklı şeyler söyleseler de sonuç hep arkadaşlığa, dostluğa ve dayanışmaya çıkıyordu.
O gün öğretmenleri Emel hanım izcilik kampına katılacak olan öğrencileri yanına çağırdı.
Öğretmen:
-“Çocuklar bugünden itibaren artık sizler birer izci olacaksınız. Peki izci ne demektir? Bunu bileniniz var mı? Söyleyebilir mi?” diye sordu. Sınıfta herkes parmaklarını kaldırdı. Öğretmen Emel hanım önce Rafet’e söz verdi:
-“İzcilik, dayanışma, yardımlaşma, sevgi ve saygı ile hareket etmektir öğretmenim.” dedi.
Ardından Ekin’e söz verdi:
-“Hep beraber bir amaç uğruna birlikte çalışmaktır öğretmenim.” dedi.
Öğretmen Emel hanım verilen tüm cevapların hepsini beğenmişti.
Artık İzcilik kampına gitmeye çok az bir zaman kalmıştı. Azra kampta gerekli olacak eşyalarını bir çantaya koymuş ve hazırlığını tamamlamış kamp günü gelip çatmıştı.
Kampa gidileceği sabah Azra yatağından kendisi bir çırpıda kalktı. Her sabah onu uyandırmak için uğraşan annesi bu sabah hiç uğraşmamıştı. Hemen lavaboya gidip elini ve yüzünü yıkadı. Sonra annesinin hazırladığı kahvaltı masasına oturdu. Kahvaltısını yapıyordu ancak canı hiçbir şey istemiyordu . Çünkü bin an önce arkadaşları ile buluşup kampa gitmek istiyordu.
Annesi Özlem Hanım:
-“Kızım kahvaltını yapsana. Bir şeyler yemelisin. Uzun bir yolculuk yapacaksın. Yolda karnın acıkır.” dedi.
Daha sonra zorla da olsa kahvaltısını yaptı. Dişlerini fırçaladı ve anne babasıyla birlikte arkadaşları ile buluşma noktasına gittiler. Buluşma noktası okulun bahçesiydi.
Ama okul bahçesinde kimsecikler yoktu. Çünkü ilk olarak Azra gitmişti. Sonra diğer arkadaşları gelmeye başladı. Bütün arkadaşları geldikten sonra öğretmenleri Emel hanım, tüm öğrencileri ve velileri bir araya topladı ve onlara:
-“Sayın Veliler, Çocuklarınız ile birlikte yaklaşık bir haftalık İzcilik Kampı için Bolu’ya gideceğim. Çocuklarınızı merak etmeyin. Çocuklarınız önce Allah’a sonrada bize emanettir. Onlara bu kamp esnasında gerçek hayat ile ilgili bazı bilgiler öğretmeye çalışacağız. Bu izcilik kampı hem değişik bir etkinlik olacak hemde bilgi ve yaşam tecrübeleri artacak.” dedi.
Az sonrada tüm öğrenciler otobüsteki yerlerini aldı. Öğretmenler öğrencilerin hepsinin tam olduğunu tespit ettikten sonra otobüs kaptanına hareket edebiliriz dediler. Azra ve arkadaşları İzcilik kampını geçirecekleri Bolu Dağına doğru seyire başladı. Yaklaşık 3-4 saatlik yolculuk esnasında çocukların neşesi yerinde kimi şarkılar söylüyor. Kimileri kulaktan kulağa oynuyor. Kimisi ise yoldaki arabaları sayıyordu. Sonunda otobüs Bolu Dağı’nın zirvesindeki küçük bir göl kıyısında durmuştu. Azra’nın öğretmeni Emel Hanım tüm çocukların sıra ile araçtan inmelerini söyledi.
Azra araçtan iner inmez arkadaşı Damla’ya:
-“Damla, her yer çok güzel etrafımız tamamen yemyeşil öyle değil mi?” diye sordu.
Damla:
-“Evet. Azra. Burası çok güzelmiş. Buranın tadını çıkaralım.” dedi.
Arkadaşı Beyza söze atıldı:
-“Azra üşümüyor musun? Hava biraz serin sanki. Üzerine bir şey alsan iyi olur.” dedi.
Azra:
-“Evet. Haklısın Beyza. Burası biraz soğuk, hemen hırkamı giyiyorum.” dedi.
Öğretmenleri kalacakları çadırları gösterdi.
-“İşte çocuklar burada kalacaksınız. Şimdi eşyalarınızı yerleştirebilirsiniz.” dedi.
Kamp yerinde toplamda dört tane çadır vardı. Bunlardan ikisi büyük, ikisi küçüktü. Küçüklerden biri mutfak, diğeri ise eşya çadırıydı. İki büyük çadırda ise Azra ve arkadaşları kalacaktı.
Herkes eşyalarını yerleştirmiş ve açıkmıştı. Yemek saati de gelmişti. Hep birlikte yemek masalarına oturdu. Açık alanda yemek yenildiği için herkesin iştahı açılmış.  Hep beraber çok güzel bir şekilde yemeğini yemişti. Yemekten sonra elleri yıkayan öğrencilere. Öğretmenleri bir çizelge dağıttı. Bu çizelgede Kamp boyunca yapacakları her şey yazılıydı.
O gün yemekten sonra bir yürüyüş vardı. Bu plana uymak için Öğretmenleri önde Azra ve arkadaşları arkada yürümeye başladılar. Biraz sonra arkalardan bir ses duyuldu:
-“Ahhh” Ayağımm. Ayağım çok acıyor”
Emir Can’ın ayağı burkulmuştu. Emel öğretmen hemen Emir Can’ın yanına gitti. İlk yardım çantası çıkarttı ve Emir Can’ın ayağına ilk müdahaleyi yaptı. Ayağını biraz ovaladı. Emel Öğretmen:
-“Hadi ayağa kalk bakalım Emir Can.”
Emin Can, yavaş yavaş yere basıyor acı çekiyordu. Azra ve Ekin, Emir Can’ın koluna girerek onun yürümesine yardımcı oluyorlardı. Çadıra ulaştıklarında hepsi yorulmuştu. Emel Öğretmen kampa gelince kamp doktorunu Emir Can’ın ayağına bakması için çağırdı. Azra ve arkadaşları da dinlenmek için çadırlarına girdiler. Azra eline kitabını alıp okurken uykuya daldı.
Ertesi gün erkenden kalktı. Çizelgeye göre bugün sabah kahvaltı hazırlama sırası Emir Can ile Ceren’deydi.
Azra, gönüllü olarak öğretmeni Emel Hanımın yanına gitti ve:
-“Öğretmenim. Bugün Emir Can’ın yerine nöbetçi olabilirim.” deyince.
Emel Hanım:
-“Kamp şimdiden amacına ulaştı zannediyorum çocuklar. Aferin size. Hadi bakalım kahvaltımızı yapalım ve bugün çizelgede belirtilen Göl gezisine gidelim” dedi.
Bir hafta boyunca Azra ve arkadaşları birbirinden güzel oyunlar oynayarak, eğlenerek, saklambaç, yakar top ve daha bir çok oyun oynayarak mutlu ve huzurlu bir şekilde kampı tamamladılar.

İzci Kampı Hikayemiz burada bitti. Bir sonraki hikayemizde görüşmek üzere…

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir