İki Nur Sahibi Hz. Osman

İki Nur Sahibi Hz. Osman

Hz. Osman, edep ve haya örneği… İki nurun sahibi…
Hicretten 47 yıl önce, miladi 576 yılmda Mekke’de dünyaya yeldi. Babası Affan b. Ebu’l-As, Kureyş kabilesinin en önemli kollarından biri olan Beni Ümeyye oğullarının ileri gelenlerindendi. Annesi ise Erva b. Kureyz’di.

Babası gibi ticaretle uğraşan Hz. Osman (r.a) bu sayede genç yaşında kabilesinin en varlıklı üyelerinden biri haline geldi. İslâmiyet’i ilk kabul edenlerdendi. Aynı zamanda “Aşere-i Mübeşşere” denilen, cennetle müjdelenen on sahabiden biriydi.
Hz. Osman, cehalet devrinde bile dürüstlük ve doğruluğu ile herkesin güvenini kazanmıştı Hz. Ebu Bekir’in davetiyle Müslüman olduğunda Hz. Osman otuz dört yaşındaydı.

Hz. Osman müslüman oluşunu şöyle anlatmaktaydı:
“Bir gün Hz. Peygamber bana: “Allah’tan başka ilah yoktur” deyince Allah inandırsın tüylerim
diken diken oldu. Sonra Allah Resulü:
“Rızkınız ve size söz verdiğimiz şeyler gökyüzündedir. Göğün ve yerin Rabbine yemin ederim ki, O sizin söylediğiniz gibi gerçekten doğrudur.” ayetini okudu. Sonra kalktı gitti. Ben de arkasından çıktım. O’na yetiştim ve Müslüman oldum.”

Peygamber Efendimizin kızı Rukiye ile evlendi. Müslüman olanları Mekke halkı rahatsız edip zarar vermeye başlayınca ailesiyle birlikte Habeşistan’a gitti. Bu gidişe hicret, yani göç denilmektedir. Hz. Osman, Lut peygamberden sonra ailesiyle göç eden ilk kişiydi.
Daha sonra Medine’ye geldi. Hz. Rukiye’nin vefatı üzerine Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlenerek “İki nur sahibi” anlamına gelen “Zinnureyn” lakabı ile anılmaya başlandı.

Hz. Osman, hicretten sonra gerçekleşen pek çok hadisede Hz. Peygamber‘in yanında yer aldı. Eşi Rukiye nin rahatsızlığı sebebiyle Hz. Peygamber’in de izniyle Bedir Savaşına katılmadı.
Ancak Uhud, Hayber ve Mekke’nin fethi ile Hevâzin Savaşı ve Tebük Seferine katıldı. Hudeybiye Barış Antlaşmasından önce Müslümanlar adına görüşme yapmak için Mekke’ye gitti.
Hz. Osman, Medine dönemi boyunca sürekli peygamberimizle birlikte olmaya gayret gösterdi. Ashabın en zenginlerinden biri olması, onun Islâm’a ve müslümanlara herkesten çok maddi yardımda bulunmasını sağladı.

Hz. Osman son derece cömertti. Bir Yahudiye ait olan bir kuyunun ağzına, Yahudi kilit vurmuş ve susuzluk içinde kıvranan mü’minlere su vermemişti. Bunun üzerine Allah Resûlü de:
“Rume kuyusunu kim satın alır da Müslümanlara karşılıksız hediye ederse, onun için cennet va’dedilmiştir” buyurmuştu.
Büyük bir para ödeyerek Rume kuyusunu satın almış, Müslümanlarm hizmetine vermişti.
Bilhassa Allah’a inanmayanlar üzerine sefere çıkan orduların donatılmasında aşırı derecede cömert davranırdı. Tebük seferine çıkacak ordunun yaklaşık üçte birinin ihtiyacım tek başına karşılamıştı.
Dokuz yüz elli deve ve yüz at, bunların binicilerinin ihtiyaçları ve on bin dinar nakit para ile bu ordu Hz. Osman’ın yardımları sayesinde savaşa hazır hale getirilmişti.

Onun bu davranışından çok memnun olan Hz. Peygamber:
“Ey Allah’ım! Ben Osman’dan razıyım. Sen de razı ol” diyerek duada bulunmuş ve “Bundan sonra Osman’a işledikleri için bir sorumluluk yoktur” demişti.

Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer dönemlerinde de onlara danışmanlık yaptı. Hz. Ömer’den sonra hicretin 24. yılında halife seçildi. Hz. Osman halife olduktan iki yıl sonra Küfe, Mısır ve Basra gibi büyük eyaletlerin valilerini sırasıyla değiştirmeye başladı. Bunların yerine de genellikle kendi ailesinden idareciler tayin etti.
O’nun bu politikası halk arasında yönetime karşı bazı rahatsızlıkları ortaya çıkardı.
Yaklaşık 12 yıllık halifelik dönemi’nde İslam devletinin sınırları da yapılan fetihlerle oldukça genişledi.
Hz. Osman, Peygamberimiz zamanında gelen Kur’an ayetlerini yazan vahiy katipleri arasında yer almıştı. Halife olduğu dönemde, Hz. Ebu Bekir zamanında bir araya getirilmiş olan Kur’an örneğini çoğaltarak önemli İslam ülkelerine göndermişti.

Halifeliğinin son zamanlarında, onun yumuşaklığından ve merhametinden faydalanan bazı kişiler memleketi karıştırdı. Hz. Osman seksen iki yaşında, Kur’an-ı Kerim okurken evini basan isyancılar tarafından 17 Haziran 656 Cuma günü şehit edildi.

Bembeyaz sakalı kanlara bulanırken, kan damlaları açık bulunan Kur’an-ı Kerim sahifelerinin üzerine “Onlara karşı ALLAH sana yeter”(Bakara/137) ayeti özerine düştü.

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir