Gazneli Mahmud ve Ayaz

Gazneli Mahmud ve Ayaz Hikayesi

Eski Türk devleti yöneticilerinden Sultan Mahmud, çok akıllı bir hükümdardı. Eğitime çok önem verir, zeki ve yetenekli çocukları sarayına alıp yetiştirirdi.

Bir gün askerleriyle birlikte avdan dönüyordu. Çok yorulmuş ve susamıştı. Dinlenmek ve susuzluğunu gidermek için yakındaki köylerden birine uğradı. Evlerinin önünde oyun oynayan bir çocuk gördü. Çocuğa,

  • Evladım bana su verir misin, dedi.

Çocuk,

  • Tabii efendim. Siz biraz oturun. Babam suya gitti, şimdi gelir. O zaman size su veririm, diyerek evine girdi.

Hükümdar bir taşın üstüne oturarak beklemeye başladı. Aradan biraz vakit geçince çocuk elinde su testisiyle Sultan Mahmud’un yanına geldi.

Sultan, çocuğu testiyle görünce,

  • Hani evde su yoktu, dedi.

Çocuk,

  • Efendim, ben size evde su yok demedim. Babam suya gitti dedim, diyerek gülümsedi. Gerçekten babam suya gitti. Siz çok terli olduğunuz için biraz terinizin soğumasını bekledim. Çünkü terliyken soğuk su içmek sağlığa zararlıdır.

Bu sözler Gazneli Mahmud’un çok hoşuna gitti. Çocuğa,

  • Senin adın ne, diye sordu.

Çocuk,

  • Benim adım Ayaz, dedi.

Bu arada çocuğun babası geldi. Sultan Mahmud ve Ayaz’ın babası selamlaşıp tanıştılar. Sultan,

  • Çok akıllı, çok efendi bir çocuğunuz var, iyi bir evlat yetiştirmişsiniz, diyerek onu tebrik etti. Sonra Ayaz’ı saraya götürmek, iyi bir eğitim verdikten sonra devlet hizmetine almak için ondan izin istedi.

Ayaz’ın babası, ülkesine hizmet etmesini isterim, diyerek izin verdi.

Böylece Ayaz, Sultan Mahmud ile birlikte saraya geldi. Hemen eğitime başladı. Derslerine çok çalışan Ayaz, birkaç sene içinde büyük başarılar kazandı. Genç yaşında çok önemli bir iş olan hazinenin koruyuculuğu görevine getirildi. Bu akıllı ve başarılı genci, Sultan Mahmud çok seviyordu. Ama saraydaki görevliler onu çok kıskanıyordu. Sultan’ın gözünden düşürmek için onun bir kusurunu aramaya başladılar. Bir gün Sultan Mahmud’a gidip,

  • Hükümdarım! Ayaz her gün hazineden altın çalıp odasına götürüyor, diyerek Ayaz’ı suçladılar.

Sultan Mahmud,

  • Bunu nereden anladınız, diye sordu.

Adamlar,

  • Sultanım, Ayaz, kapısını hep kilitli tutuyor, dediler. Bizim kapılarımızsa hep açık… İçeride hazineden çaldığı altınlar olmasa Ayaz neden orasını kilitlesin ki?

Sultan Mahmud onlara inanmadı. Fakat bu kötü düşünceli kişilere ders vermek istedi.

Onlara,

  • Gidip Ayaz’ın odasını açın. İçeride hazineden ne bulursanız, hepsi sizin olsun, dedi.

Adamlar heyecanla Ayaz’ın odasına koştular. Kapıyı kırıp açtılar. Fakat bir de ne görsünler! Oda da bir kilim, bir kaval bir çift de çarıktan başka bir şey yoktu!

Ayaz’ın niye bu eşyaları sakladığına akıl sır erdiremediler. Şaşkınlık içinde buldukları eşyaları sultana götürdüler. Sultan Mahmud da hemen Ayaz’ı çağırtıp sordu:

  • Söyle bakalım Ayaz, bu eşyaları neden odanda saklıyorsun?

Ayaz anlatmaya başladı:  

  • Padişahım, ben saraya gelmeden önce çobanlık yapan bir çocuktum. Şimdi ise sayenizde hayal bile edemeyeceğim pek çok şeye kavuştum. Eski halimi unutur da gurura kapılırım diye korkuyorum. İşte bu yüzden her gün bu eşyalara bakıp eski günlerimi hatırlıyorum. Böylece ne olduğumu hiç unutmuyorum.

Ayaz’ın bu sözleri sultanı memnun etti.

Ayaz’ı şikayet eden adamlarsa yaptıklarına çok utandılar. Ayaz’dan özür dilediler. Sultanın Ayaz’ı niçin bu kadar önemsediğini ve sevdiğini anladılar.   

 

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir