Devenin Kuyruğu Masalı

Devenin Kuyruğu Masalı

Derler ki…
Tilkinin biri, bir gün nasıl olmuşsa bir çakalı haklamış… Tilkiye güven gelmiş.
Kendi kendine havalara girmiş.
Çok güçlü olduğunu sanmış… Ormanda kasıla kasıla gezerken, bir deveye rastlamış. Deve kendi hâlinde yayılıp duruyormuş,

Tilki, başlamış uzaktan uzağa laf atmaya, taşkınlık yapmaya…
“Hey deve!.. Yorulmadın mı kuru otları geve geve?.. Hizmetkârlık istersen gel bizim eve…”
Deve, üzerine alınmamış…
Devam etmiş otlamaya… Tilki durur mu? Kaçırmış bir kere kantarın topuzunu…
“Başlatma şimdi beni kamburundan, hörgücünden… Haberin var mı şu kahraman tilkinin gücünden?..”

Deve, başını kaldırıp bakmış, sonra yine devam etmiş yayılmaya.
Tilki, bir kere azmış ya… Dili bir türlü durmuyormuş…

“Hey!.. Boynu eğri boz deve… Ağzı salya, sırtı toz deve… Git bizim eve, otur gevişini geve geve…”
Tilkinin dilinin düğmesi kopmuş bir kere… Deve her ne kadar susup sabretse de, tilki bir türlü tahrik ve tahkir etmekten vazgeçmiyormuş…
“Küçük kulaklı deve, sarkık kulaklı deve… Deve değil bir kütük, dallı budaklı deve!..”
Zavallı deve, içinden ya sabır çekip duruyormuş. Arada bir öfkesi de kabarmıyor değilmiş hani… Gidip üzerine bassa, ayağının altında yumurta gibi ezilecek aptal tilki…

Ama kendine hakim olmuş ve çekip oradan uzaklaşmış…
Tilki, arkasından bağırmış:
“Nereye kaçarsan kaç… Seni gebertip yiyeceğim!..”

Deve, yolda gelirken düşünmüş. İçinden,
“Durun şu ahmak hayvana bir oyun oynayayım. Devenin ne olduğunu anlasın…” diye geçirmiş.
Ve bir sabah, tam tilkinin barınağı inin önüne gelip yatmış.

Ama öyle bir yatış ki, ölü gibi… Zaten maksadı tilkiye bir oyun oynamakmış… Deve, böylece ne kadar beklemiş bilinmez…
Bir ara ininden çıkan tilki bakmış ki, deve oracıkta öylece yatıyor… Önce, sahiden ölmüş mü diye ihtiyatla yaklaşmış. Kuyruğunu, kulağını çekiştirmiş. Bakmış ki, devede hareket yok. Çok sevinmiş…

önce, nâmı yürüsün diye, deveyi meydanda yemeyi düşünmüş. Sonra da, diğer hayvanlar görürse, kendisine kulağının bile kalmayacağını anlamış. İçinden,
“En iyisi bu deveyi inime çekeyim. Sene boyunca döner döner yerim…” diye düşünmüş
İyi de… Kocaman deveyi tilki nasıl ine çekebilir?..
Oradan ısırıp çekmiş, olmamış.
Buradan kapıp sürüklemek istemiş, olmamış.. sonunda yeni bir çâre düşünmüş.

“En iyisi, kuyruğunu kuyruğuma bağlayıp, dört ayağımın gücüyle sürükleyip götüreyim” demiş
Oturmuş, kendi kuyruğunu devenin kuyruğuna bağlamış.
Bir düğüm, bir düğüm daha… Kontrol etmiş, düğüm sağlam…
Tam harekete geçeceği sırada, oyunun ikinci bölümünü oynamak isteyen deve, yekinip kalkmış… Tilki, devenin kuyruğunun ucunda, başaşağı sallanmaya başlamış…
Önce tehditler savurmuş. Deve tınmamış. Sonra yalvarmaya, kendini bağışlatmaya çalışmış. Deve oralı olmamış… Aheste aheste, kendi nâmına yakışır şekilde deve gibi ormana doğru yürümüş…

Tilki, bir çakal boğmuştu ya… Ondan sonra da ormanın kralı olduğunu sanmıştı ya… Şimdi sakızı çamura düşmüştü… Rezil olmak vardı ele güne,
Ond.
Tilki, bir çakal boğmuştu ya… Ondan sonra da ormanın kralı olduğunu sanmıştı ya… Şimdi sakızı çamura düşmüştü… Rezil olmak vardı ele güne,
İçinden;
“Allah vere de, kimseler beni bu hâlde görmeye… Yoksa rezil olduğumun resmidir…” diyormuş.
Diyormuş da, elin gözü kör, ağzı torba değil ki…
Bir paytak kaz, onu bu hâlde görünce, başlamış gülmeye…

“Vak vak vak vak… Gak gak gakk… Ne bu hâl tilki kardeş?” Tilki, cevap vermeye tenezzül bile etmemiş.
Kümes hayvanlarının korkulu rüyası olan tilki, kalkıp da bir aptal kaza cevap mı verecek?..
Deve, deve adımlarıyla ilerlerken; tilki, devenin kuyruğunun ucunda, başaşağı sallanıp dururmuş..
Derken, ormana dalmışlar… Bir kurt, bu manzarayı görünce, bir çamın altında bağdaş kurmuş, göbeğini tuta tuta gülmeye başlamış… Deve, tam yanından geçip giderken, tilkiye seslenmiş:
“Kahraman tilki, ne bu vaziyet?.. Nereye böyle?..”
Tilki, yine yüksek havalardan cevap vermiş: “Ne olsun be kurt kardeş?..
Tuttuk bir devenin kuyruğundan, görelim bizi nereye götürecek…”

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir