Nasrettin Hoca Yemeğin Buğusu Paranın Sesi Fıkrası

Yemeğin Buğusu Paranın Sesi Fıkrası Nasrettin Hoca Akşehir’de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir adammış. Aşçı söze başlamış: – Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somun ekmekle geldi. […]

Nasreddin Hoca Kedi Buradaysa Et Nerede Fıkrası

Kedi Buradaysa Et Nerede Fıkrası Bir gün Nasrettin Hoca’nın canı et yemeği istemiş. Kasaptan iki kilo et alıp evine götürmüş. – Akşama güzelce pişir bunları, demiş hanımına. Ne var ki o gün eve hanımın misafirleri gelmiş. Kadıncağız eti pişirip onlara ikram etmiş. Akşamda bir tarhana çorbası çıkarmış. Hoca’nın önüne. – Et nerede demiş Hoca. Kadın […]

Nasreddin Hoca Sünnettir Fıkrası

Sünnettir Fıkrası Nasreddin Hoca’nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da “sünnettir” diye ekmekle iyice sıyırı vermişler. Bu sırada odaya Hoca’nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca’yı memnun etmek için: -Aman ne güzel çocuk… Adı ne bunun? diye sormuşlar. […]