Akça Kaz

Akça Kaz Masalı

Bir zamanlar köylerin birinde İbrahim adında bir çocuk vardı. Tatlı mı tatlı güzel mi güzel bir çocuktu. Ama ele avuca sığmaz hiçbir yerlerde duramazdı. İbrahim’in babasının kaz sürüleri vardı. Küçük İbrahim, her gün onların peşinden koşar ve sürüyü dağlarda bayırlarda kırlarda güderdi.

Sürüdeki Akça Kaz en sevdiği hayvanmış. Akşam olupta kümeslerine girdikleri zaman  Akça Kaz doğruca folluğa gider ve  bir yumurta yumurtlarmış. Yumurtada yumurtaymış hani hem büyük hemde iki sarılıymış.

Akça Kaz yumurtladıktan sonra İbrahim kümese girer yumurtayı kaptığı gibi annesine götürürmüş. Annesi Hacer hanımda o yumurtayı pişirip İbrahim’e yedirirmiş.

Yine günlerden bir gün İbrahim Kaz sürüsünü peşine takmış ve dere kıyısına giderken, elinde sopasıyla taştan taşa atlıyor kendince oyunlar oynuyormuş. Kazları kovalayarak onlarla oyun oynuyormuş. Kazlarda kanatlarını açıp çırparak sesler çıkarak kaçıyorlarmış.  

 

İşte o sırada Akça kaza ne olduysa olmuş. Birden havalanmış ve defne ağaçlarının oraya doğru uçarak gözden kaybolmuş. İbrahim önce Akça Kazın havalanıp gitmesine pek aldırış etmemiş. Nasıl olsa dönüp gelir diye düşünmüş. Ama öğlen olmuş halen akça kaz meydanlarda görülmemiş. İbrahim biraz telaşlanmış. ‘Akça kaz şimdiye kadar gelirdi. Biraz daha bekleyeyim’ diye içinden geçirmiş. Akşam olmuş ancak Akça kaz halen gelmemiş.    

O zaman İbrahim’in yüreği hop hop etmiş. Hemen en yakın arkadaşı Ramazan’ın yanına gitmiş ve;

-“Ramazan, akça kaz, sabah kanat çırptı ve defne ağaçlarının oraya doğru gitti. Ancak akşam oldu halen gelmedi. Defne ağaçlarının yanına gidip Akça kazı bulup getirir misin” diye rica etmiş.

Arkadaşı Ramazan önce nazlanmış. İbrahim ısrar edince de:

-“İyi ya! Bir bakayım.” diyerek defne ağaçlarının olduğu yere gitmiş.

İbrahim arkadaşı Ramazan’ı Akça kazı bulması için gönderdiğinden içi biraz rahatlamış ve kuyu başında başlamış top oynamaya, Fakat hava kararınca karnı açıkmış. Aklına da Akça kazın çift sarılı yumurtası gelmiş ve hemen kümese gitmiş. ‘Yumurtayı alayımda annem bana pişirsin bende yiyeyim.’ diye düşünmüş. Ama kümeste Akça kaz yokmuş. Daha kümese gelmemiş. Hemen arkadaşı Ramazan’ın evine gitmiş İbrahim.

Ramazan evinde oturmuş, kardeşleri ile oyun oynuyormuş. İbrahim:

-“Hani benim kazım Ramazan” diye sormuş.

Ramazan’da:

-“Eee! Ne yapayım gittim baktım bulamadım bende geldim eve” diye yanıt vermiş.  

İbrahim, annesi Hacer Hanım’ın yanına gitmiş ve ağlamaklı bir ses ile:

-“Akça Kazım kayboldu. Arkadaşım Ramazan’a söyledim ama. Akça kazımı arayıp bulmadı. Ben ne yapacağım şimdi.” dedi.  

Anne Hacer hanım önce oğlunu öpmüş ve ardından da:

-“Benim güzel oğlum. Kendi malını niye kendin arayıp bulmazsın? Başkası işte böyle güle oynaya arar. İster bulsun ister bulmasın içimi yanar? Hadi bakalım benim canım yavrum sil bakalım gözyaşlarını ve Defne ağaçlarının oraya git ve kendin bul getir Akça kazını. Kendi işini sakın başkasına gördürme buda senin kulağına küpe olsun.” demiş.

İbrahim koşarak Defne ağaçlarının yanına gitmiş. Akça kazı ve çift sarılı yumurtasını Defne ağaçlarının arasında bulmuş. Akça kazı önüne katarak, kümesine doğru getiriyormuş. Dönüş yolunda da annesinin kendisine söylediği sözleri düşünerek annesine hak veriyormuş.

Kendi İşimizi Kendimiz Görelim. Bir sonraki masalımız da görüşelim.

Akça Kaz Hikayesi burada bitti. Masal oku. Dersini çıkar.

Akça Kaz Masalını Video olarak İzlemek ve Dinlemek İçin Tıklayın.

Yazar: masal-oku.com

2 thoughts on “Akça Kaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir