Ağaçtaki Hırsız – Hırsızlığın Kötülüğü

Ağaçtaki Hırsız – Hırsızlığın Kötülüğü

Kasabanın birinde yaşayan tembel bir adam vardı, bu adam hiç bir işe kendini yormaz, kimseye karşı sorumluluk duymazdı, canı nasıl isterse öyle davranırdı, üstelik de çok konuşurdu. Kendini her durumda haklı çıkarmayı bilirdi.
Tembel adam o gün yine evinden çıkmış, çarşı pazar dolaşıyordu. Karnı açtı ve cebinde de tek kuruşu yoktu.

Bir işin ucundan tutsa karnını doyuracak kadar para kazanabilirdi. Ama çalışmayı sevmiyordu. Böyle yürürken ayakları onu kasabanın ilerisindeki meyve bahçelerine doğru sürükledi. Tam da meyvelerin olgunlaştığı zamandı. Ağaçlardaki nefis meyveler görenlerin ağzını sulandırıyordu. Bu manzarayla tembel adamın karnı da guruldamaya başladı. Dayanamayıp bir bahçeye daldı. Bir armut ağacına tırmanarak, iri ve sulu armutlardan birini kopardı ve iştahla yemeye başladı. Armutun tadı da pek nefisti. Derken ikinci ve üçüncü armutu da midesine indirdi.

O sırada ağaçların arasında iki adam göründü. Bunlardan biri bahçe sahibi diğeriyse yardımcısıydı. Ağır adımlarla yürüyorlardı. Çok geçmeden ağaçta meyve yiyen bizim tembel adamı gördüler. Bahçe sahibi kızgın bir şekilde bağırdı:
– Ey Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz adam, orada ne yapıyorsun çabuk in aşağı, demiş.
Tembel Adam:
– Neden kızıyorsun. Allah’ın bir kulu, Allah’ın bahçesinden onun bağışladığı meyveyi yiyor. Neden bana bağırıyorsun. Allah’ın cömertliğini mi kıskanıyorsun.

Bahçe Sahibi adamın bu rahat tavrına çok kızmıştı. Sanki bahçesine emek veren kendisi değildi. Bu arsız adama iyi bir ders vermek istedi. Hemen yanındaki yardımcısına dönerek:
– Bak şuna bak, çabuk bana bir sopa ve ip bul getir, demiş.

Yardımcı çok geçmeden istenilenleri bulup getirdi. Bahçe sahibi ağaçtaki adamı aşağı indirerek. Elini kolunu bu iple bir güzel bağladı. Sonrada eline sopasını alıp karşısına geçti. Tembel adamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Titrek bir sesle:
– Bu Bu sopa da kimin, nereden çıktı.
Bahçe sahibi sopasını sallayarak:
– Bu sopa Allah’ın sopası, bir Allah’ın kulu, onun başka bir kulunu Allah’ın sopasıyla terbiye edecek, ne var bunda, sopa da Allah’ın kul da, dövülen de Allah’ın kulu, döven de, ben sadece Allah’ın emrini uygulayan bir aracıyım.

Tembel adam bahçe sahibinin sizleriyle kendine geliverdi ve:
– Aman efendim ben ettim sen etme, Allah bana da elbette irade vermişti. Bahçene girmekle büyük hata ettim. Sözlerimi geri alıyorum. yaptığım hırsızlıktan da tövbe ediyorum.

Bahçe sahibi merhametli biriydi. Hakkını helal ederek adamı affetti. Tembel adam ise o günden sonra kimsenin malına el uzatmadı.

Mesneviden Hikayelerden olan Ağaçtaki Hırsız Hikayemiz burada bitti. Bir sonraki hikayemizde görüşmek üzere…

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir