Adaletin Kapısı Emirü’l Mü’minin Hz. Ömer’in (R.A.) Hayatı

Adaletin Kapısı Emirü’l Mü’minin Hz. Ömer’in (R.A.) Hayatı

Hz. Ömer, cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Adaleti, cesareti ve devlet yönetimindeki üstün başarısıyla meşhur olan Hz, Ömer (r.a) tüm insanlığa İslam’ın kazandırdığı örnek ve eşsiz büyüklerdendir. Babası Hattab, annesi ise Ebu Cehil’in (Amr b. Hişam) kızkardeşi Hanteme binti Hişam’dır.

En meşhur rivayete göre hicretten kırk sene önce, miladi 584 yılında doğmuştur. Buna göre, Peygamberimizden 12 veya 13 yaş küçük olduğu anlaşılmaktadır.

İyi kılıç kullanması, güreş yapması, soy kütüğü ilmini iyi bilmesi ve ata binmesi ile meşhur olmuştur. İslam’dan önceki Mekke toplumun da doğup büyüyen Hazret-i Ömer, Arap dili ve edebiyatı ile uğraşmıştır. Bu yüzden konuşması etkileyicidir.

İslam’dan önce okuma-yazma bilen nadir kimselerden biridir. Küçüklüğünde, babasına ait sürülere çobanlık etmiş, sonra da ticarete başlamıştır. Suriye taraflarına giden ticaret kervanlarına katılmıştır. İslamiyetten önceki dönemde Mekke’nin ileri gelenlerinin arasında olup, Mekke şehir devletinin elçilik görevini yapmıştır.

Bir savaş çıkması durumunda karşı tarafa elçi olarak Hz. Ömer gönderilmiş ve dönüşünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilmiştir. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde de etkin rol almıştır.

Hz. Ömer 27 yaşında iken kız kardeşi Fatıma binti Hattab ile eniştesi Said bin Zeyd’in gayretleriyle müslüman olmuştur.

Hz. Peygamberi (sav) öldürmek amacıyla yanına giderken, kız kardeşi Fatıma ve eniştesi Said b. Zeyd’in Müslüman olduklarım haber alınca onların evine yönelmiş. Evde Kur’an okunduğunu duyarak içeriye zorla girmiş ve hakaret ederek kendilerine saldırmıştır. Daha sonra da yaptıklarından pişmanlık duyarak merhamete gelmiş, onlardan okuduklarını kendisine de duyurmalarım istemiştir.

Okunan ayetler, yeni indirilen Taha suresidir. “Ta ha. Biz Kur’an’ı sana zorluk çekmen için indirmedik. Onu, Allah’tan korkan kimse için bir öğüt olarak indirdik. O, yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından peyderpey indirilmiştir. Muhakkak ki Allah Benim. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve Beni anmak için namaz kıl.” (Taha Suresi 250-251 Ayetler)

Bu ayetlerden son derece etkilenen Hz. Ömer, hemen Hz. Peygamberin (S.A.V) huzuruna giderek Müslüman olduğunu ilan etmiştir.Müslüman olduğu gün İslam’la şereflenen erkeklerin sayısı kırkı bulmuş, Hz. Ömer’in müslümanlığı kabul etmesiyle İslam tarihinde yeni bir devir açılmıştır.

O’nun İslam’ı kabulü ile müslümanlar ilk defa Kabe’de cemaatle namaz kılmışlardır. Hz Ömer, İslam’a ve Müslümanlara hizmetleriyle Hz Peygamber’in (S.A.V) ve Müslümanların takdirini kazanmıştır.

Nitekim Allah Rasulü (S.A.V.) daha Müslüman olmadan önce Hz. Ömer hakkında “Allah’ım bu dini iki Ömer’den biriyle aziz kıl’ şeklinde duada bulunmuştur.

Abdullah b. Mes’ud ise onun hakkında şöyle demiştir: “Ömer’in Müslüman olması bir fetih, onun hicreti bir yardım, idareciliği ise bir rahmettir. Biz o Müslüman oluncaya kadar açıktan namaz kılamıyorduk. O Müslüman oldu müşriklerle mücadele etti, onlar da bizim namaz kılmamıza müdahale edemediler.”

Hz Ömer’e, doğru ile yanlışı birbirinden ayıran anlamına gelen “El-Faruk” lakabını bizzat Peygamberimiz vermiştir.

Medine’ye hicrete izin verildikten sonra Müslümanlardan bazıları Medine’ye gizlice hicret etmiştir. Hz. Ömer ise, “Anasını ağlatmak, evladını yetim ve karısını dul bırakmak isteyen kimse peşime düşsün, gelsin de şu vadinin öte tarafında bana kavuşsun”! diye meydan okuyarak açıkça hicret etmiştir.

Mekke’nin ileri gelenleri bu meydan okuyuşu duydukları halde Hz. Ömer’in arkasına düşen olmamıştır. Hz. Ömer hicretten sonra Hz. Peygamber’in (S.A.V.) bütün siyasi ve askeri faaliyetlerinde yer almıştır.

O, gerek Bedir, gerekse Uhud Savaşı’nda Hz. Peygamberin (S.A.V.) en yakınında savaşmış, özellikle Uhud’daki çatışmalarda Allah Rasulü’nü (S.A.V.) zor şartlarda koruyanlar arasında bulunmuştur.

Hz. Ömer, Hendek savaşı esnasında da kendisine verilen bölgeyi koruyarak müşrik askerlerinin Medine tarafına geçmelerine izin vermemiştir. Mekke’nin Fethi’nde de aktif görev almıştır.

Nihayet o, fethin hemen sonrasında yapılan Huneyn Gazvesi’nin başlangıcında Müslüman ordusunun bozguna uğradığı sıradaki kargaşa ortamında da Allah Rasulü’nü (S.A.V.) en yakından koruyan sayılı şahıslar arasında yerini almıştır.

Hz. Ömer, Hz. Peygamber’in (S.A.V.) vefatından sonra da Müslümanların siyasi, askeri ve idari faaliyetlerinde etkili olmuştur. Hz. Ebu Bekir’in halife seçilmesinde önemli görevler üstlenerek, Müslümanların bölünmesinin ve toplumun karışıklık içinde olmasının önüne geçmiştir. Hz. Ömer devlet başkanı yardımcısı gibi görev yaparak o dönemin politikalarında söz sahibi olmuştur.

Hz. Ebu Bekir’in vefatından sonra halifelik görevine seçilmiş, on yıllık görev süresi sırasında büyük işler başarmıştır. İran, Irak, Suriye ve Mısır’ın fethi onun zamanında gerçekleşmiştir. İslam’ın yayılmasına vesile olan fetihlerin tamamının Hz. Ömer zamanında gerçekleştirilmiş olduğunu söylemek mümkündür.

Onun halifeliği sırasında Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı öğretmenler tayin edilmiştir. Hz. Ömer, devleti idari bölgelere ayırarak bu bölgelerin başına Valiler tayin etmiştir.

Bunların idaresini verdiği valilerin, memur ve diğer vazifelilerin seçiminde ve denetiminde de son derece titiz davranmıştır. Görev verdiği idarecilerine şu tavsiyelerde bulunmuştur:

“Sizi saltanat sürmek için ya da insanlara baskı kurmanız için göndermedim, siz hidayet rehberi olacaksınız, böylece herkes size uyacaktır. Müslümanların hukukunu koruyunuz. Onları dövmeyiniz, onları zillete düşürmeyiniz. Onları haksız yere de övmeyiniz ki, şımarıklığa düşmesinler. Devlet kapılarını onlara kapatmayınız. Böyle yaparsanız kuvvetliler zayıfları ezerler. Kendinizi Müslümanların üzerinde de görmeyiniz.”

Davalara bakması İçin mahkemeler, adli teşkilatlar kurmuştur. İlk defa para bastırmıştır. Geceleri bekçi koyup güvenliği sağlamaya çalışmıştır.

Hz. Ömer tarafından Hicretin 17.yılında. Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretinin yapıldığı sene ve ay, tarih başlangıcı olarak kabul edilmiş, böylece Hicri Takvim onun zamanında başlatılmıştır, ilk Posta Teşkilatını da o kurdurmuştur.

Hz. Ömer, 8 erkek ve 4 kız çocuk babasıdır. Kızlarından Hz. Hafsa (ra) peygamberimizin eşlerinden biridir.

Hz. Ömer çok adil, merhametli, alçak gönüllü olup fakirlik içinde yaşamayı tercih etmiştir. Hayatı boyunca devamlı kuru arpa ekmeği yemiş, kalın kumaşlardan elbise giymiştir. Şanı çok büyük, şöhreti pek fazla olmasına rağmen yemesi içmesi değişmemiş, dünya malına aldırış etmemiş, çok sade bir hayat yaşamıştır. Sonu üzüntü ve pişmanlık olan işler yapmamıştır. Onun adaletine bütün dünya hayran kalmıştır. Adaleti sevdiği için hatır ve gönüle bakmamıştır.

Kendi evladı bile bir yanlış yapsa cezalandırmaktan asla geri durmamıştır.

Hz. Ömer, 4 Kasım 644 tarihinde, namaz kıldığı esnada, Ebu Lü’lü isimli bir kölenin gerçekleştirdiği suikast sonucunda. Hicretin 43. senesinde 63 yaşındayken şehit olmuştur.

Hz. Aişe’nin izniyle, Hz. Peygamberin (S.A.V.) ve Hz. Ebu Bekir’in yanına defnedilmiştir.

Hz. Ömer’in hayatı burada bitti. Bir sonraki Sahabe hayatında görüşmek üzere…

Yazar: masal-oku.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir